Sürdürülebilir Kalkınma kavramının ortaya çıkışı
Bugün, insanlığın dünya üzerinde var olabilmesi için doğal kaynakların dengeli kullanılması
zorunlu hale gelmiştir. Eskiden doğal kaynaklar, insanlar tarafından sınırsız oldukları
varsayılarak kullanılmaktaydı. 1970’lerden sonra doğal kaynakların sınırsız olmadığı
ve akılcı bir kullanım yöntemi belirlenmezse hızla tükenecekleri gerçeği dünya çapında
tartışılmaya başlandı.
Bu farkındalıkla birlikte “sürdürülebilir kalkınma” yaklaşımının temelleri, 1987
yılında Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun hazırladığı “Ortak
Geleceğimiz” raporunda atıldı. "Bruntland Raporu" olarak da bilinen
bu rapor ekonomik etkinliklerin hali hazırdaki hız ve nitelikte devamının, insanın
dünya üzerindeki varlığı açısından "sürdürülemez" olduğunu tespit etmektedir.
“Sürdürülebilir kalkınma” kavramı, “gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme
olanağından ödün vermeksizin bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalkınma” olarak
tanımlanıyor. Bir başka deyişle, insanla doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları
sonuna kadar tüketmeden, gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanmasına imkan
verecek şekilde bugünün ve geleceğin yaşamını ve kalkınmasını programlama anlamını
taşıyor. Sosyal yapı, ekonomi ve çevre
sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının üç temel bileşeni. Sürdürülebilir kalkınma
yaklaşımı ancak, bir ülkenin bütün ekonomik ve sosyal politikalarının çevresel politika
ve stratejileriyle bütünleştirilmesi sonucunda hayata geçirilebilir.
“Bruntland Raporu”, kalkınmanın yeni bir döneme girmesinin gerekliliğine vurgu yapar.
Bunun içinse şu şekilde bir planlama önerir; gelecek nesillerin ihtiyaçlarının ve
yeryüzündeki yaşam alanlarının insan etkinliklerini "taşıma" kapasitesinin göz ardı
edilmediği, doğal kaynaklar üzerindeki baskının ve yoksulluğun azaltılması için
yeni bir teknolojik ve toplumsal yapılanmanın hayata geçirildiği bir dönem.
Rapor, tüm bu değişimlerin hayata geçirilmesi adına değişim için küresel gündemin
oluşturulması çağrısı yapmıştır.
1972'de Stockholm'de gerçekleştirilen "Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı"yla
başlayan çevre sorunlarına küresel yanıtlar geliştirme çabaları, Bruntland Raporu'nu
izleyen dönemlerde yeniden yapılanmaya başlamıştır.
Bu toplantılarla beraber dünyadaki sosyal, ekonomik ve çevresel yapıyı küresel ölçekte
göz önünde bulunduran politikaların oluşturulması konusundaki tüm çabalara rağmen
gelişmenin istenilen düzeyde olmadığı görülmüştür.
Gelinen noktada, bu eksikliği gidermek üzere, sürdürülebilirliğin fiilen hayata
geçmesini sağlayacak yeni uygulama araçlarının ortaya konması bir zorunluluk olarak
gündemin merkezine oturmuştur.
Gündem 21 Hakkında
1992 Rio Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda sürdürülebilir kalkınma, tüm insanlığın
21. yüzyıldaki ortak hedefi olarak benimsenmiştir. “Gündem 21”, çevre ve kalkınma
stratejilerinin tüm alt başlıklarının irdelenmesi, bunların karşılıklı etkileşimlerinin
incelenmesi ve sorgulanmasıyla birlikte “21. yüzyılın gündemi” olarak ortaya çıkmıştır.
Sürdürülebilir kalkınma hedefine ulaşılmasına yönelik ilkeleri ve eylem alanlarını
ortaya koyan “Gündem 21” Eylem Planı, zirvenin temel çıktısı olarak, BM üyesi ülkelerce
kabul edilmiştir.
Gündem 21, kalkınma ve çevre arasında denge kurulmasını hedefleyen “sürdürülebilir
gelişme” kavramının yaşama geçirilmesine yönelik, küresel uzlaşmanın ve politik
taahhütlerin en üst düzeydeki ifadesi olan bir eylem planı olarak tasarlanmıştır.
Gündem 21, “İnsanlık, tarihsel bir dönüm noktasındadır” cümlesiyle açılmaktadır.
Uluslar arasında ve ulusların kendi içerisindeki eşitsizliklere, giderek artan yoksulluğa,
açlığa, hastalıklara ve cehalete, ekosistemlerdeki kötüleşmeye dikkat çekmektedir.
Çıkış yolu olaraksa temel gereksinimlerin karşılanmasını, yaşam standartlarının
iyileştirilmesini, ekosistemlerin daha iyi korunup ve yönetilmesini ve daha güvenli
bir geleceğe giden yolun yapı taşlarının döşenmesini sağlayacak küresel ortaklık
kavramını gündeme getirmektedir.
Gündem 21’in başarıyla uygulanmasından öncelikle ve esas olarak hükümetlerin sorumlu
olacağı belirtilmektedir. Bu sürece, halkın ve hükümet-dışı kuruluşlarla diğer grupların
etkin bir biçimde katılımının sağlanması gereği vurgulanmaktadır.
Gündem 21’in başlıkları şu şekildedir:
|
KISIM I: SOSYAL VE EKONOMİK BOYUTLAR
|
|
Bölüm 2:
|
Gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir gelişmenin hızlandırılması için uluslararası
işbirliği
|
|
Bölüm 3:
|
Yoksullukla mücadele
|
|
Bölüm 4:
|
Tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi
|
|
Bölüm 5:
|
Demografik dinamikler ve sürdürülebilirlik
|
|
Bölüm 6:
|
İnsan sağlığının korunması ve kollanması
|
|
Bölüm 7:
|
Sürdürülebilir insan yerleşimlerinin gelişiminin desteklenmesi
|
|
Bölüm 8:
|
Karar alma sürecinde çevre ve kalkınmanın bütünleştirilmesi
|
|
KISIM II: KALKINMA İÇİN KAYNAKLARIN KORUNMASI VE YÖNETİMİ
|
|
Bölüm 9:
|
Atmosferin korunması
|
|
Bölüm 10:
|
Toprak kaynaklarının planlanması ve yönetimine bütünleşik yaklaşım
|
|
Bölüm 11:
|
Ormansızlaşmayla mücadele
|
|
Bölüm 12:
|
Hassas ekosistemlerin yönetimi: çölleşme ve kuraklıkla mücadele
|
|
Bölüm 13:
|
Hassas ekosistemlerin yönetimi: dağların sürdürülebilir gelişmesi
|
|
Bölüm 14:
|
Sürdürülebilir tarımın ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi
|
|
Bölüm 15:
|
Biyolojik çeşitliliğin korunması
|
|
Bölüm 16:
|
Biyoteknolojinin çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
|
|
Bölüm 17:
|
Okyanusların, kapalı ve yarı-kapalı denizler de dahil olmak üzere her türlü denizin
ve kıyı alanların korunması ve bunların canlı kaynaklarının korunması, rasyonel
kullanımı ve geliştirilmesi
|
|
Bölüm 18:
|
Tatlısu kaynaklarının temini ve kalitesinin korunması: su kaynaklarının geliştirilmesi,
yönetimi ve kullanımında bütünleşik yaklaşımların uygulanması
|
|
Bölüm 19:
|
Zehirli ve tehlikeli ürünlerin yasadışı uluslararası dolaşımı dahil olmak üzere,
zehirli kimyasal maddelerin çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
|
|
Bölüm 20:
|
Tehlikeli atıkların yasadışı uluslararası dolaşımı dahil olmak üzere, tehlikeli
atıkların çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
|
|
Bölüm 21:
|
Katı atıkların ve atıksuların çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
|
|
Bölüm 22:
|
Radyoaktif atıkların güvenli ve çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
|
|
KISIM III: TEMEL GRUPLARIN ROLLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ
|
|
Bölüm 23:
|
Başlangıç
|
|
Bölüm 24:
|
Sürdürülebilir ve hakkaniyetli gelişme yönünde kadınlar için küresel eylem
|
|
Bölüm 25:
|
Sürdürülebilir gelişmede çocuklar ve gençlik
|
|
Bölüm 26:
|
Yerli halkların ve toplulukların rollerinin tanınması ve güçlendirilmesi
|
|
Bölüm 27:
|
Hükümet-dışı kuruluşların rolünün güçlendirilmesi
|
|
Bölüm 28:
|
Gündem 21’in desteklenmesinde yerel yönetimlerin girişimleri
|
|
Bölüm 29:
|
İşçilerin ve işçi sendikalarının rolünün güçlendirilmesi
|
|
Bölüm 30:
|
İş çevrelerinin ve sanayinin rolünün güçlendirilmesi
|
|
Bölüm 31:
|
Bilimsel ve teknolojik topluluk
|
|
Bölüm 32:
|
Çiftçilerin rolünün güçlendirilmesi
|
|
KISIM IV: UYGULAMA ARAÇLARI
|
|
Bölüm 33:
|
Mali kaynaklar ve mekanizmalar
|
|
Bölüm 34:
|
Çevresel açıdan sağlıklı teknolojinin transferi, işbirliği ve kapasite geliştirilmesi
|
|
Bölüm 35:
|
Sürdürülebilir gelişme için bilim
|
|
Bölüm 36:
|
Öğretimin, kamu duyarlılığının ve eğitimin özendirilmesi
|
|
Bölüm 37:
|
Kapasite geliştirmeye yönelik ulusal mekanizmalar ve uluslararası işbirliği
|
|
Bölüm 38:
|
Uluslararası kurumsal düzenlemeler
|
|
Bölüm 39:
|
Uluslararası hukuki araçlar ve mekanizmalar
|
|
Bölüm 40:
|
Karar alma sürecinde bilgi
|
Gündem 21 içerisinde, “sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklıklar oluşturulması”
konusuna verilen önem ve öncelik doğrultusunda, Gündem 21’in 28. Bölümü, “Gündem
21’in desteklenmesinde yerel yönetimlerin girişimleri” başlığını taşımaktadır. Bu
bölümle birlikte “Yerel Gündem 21” kavramı ortaya çıkmıştır. “Yerel Gündem 21”le,
yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm diğer ilgililerin
hep birlikte yerel sorunları saptayarak, kentler için “21. yüzyılın yerel gündemi”ni
oluşturmaları hedeflenmiştir.
Her ülkedeki yerel yönetimlerden, kendi belde halklarıyla katılımcı bir süreci başlatmaları
ve kendi kentleri için bir Yerel Gündem 21 oluşturmaları konusunda görüş birliği
sağlamaları beklenmektedir. Yerel yönetimlere yönelik bir başka ana hedef olarak,
her ülkedeki tüm yerel yönetimler, karar alma, planlama ve uygulama süreçlerine
kadınların ve gençlerin etkin olarak katılımını sağlayacak programlar geliştirmeye
ve uygulamaya davet edilmektedir. Böylelikle, Gündem 21, bir yandan doğrudan 24.
bölümüyle kadınlara ve 25. bölümüyle gençliğe yönelirken, bir yandan da kadınlar
ve gençler konusunda yerel yönetimler için özel bir görev alanı çizmektedir.
Türkiye’de Gündem 21
Yerel Gündem 21 Programı, başlangıç tarihi olan 1997 yılından bu yana, Uluslararası
Yerel Yönetimler Birliği, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı (IULA – EMME)
tarafından koordine edilmektedir. Aynı zamanda IULA – EMME bünyesinde idari görevi
de bulunan Yerel Gündem 21 Programı Ulusal Koordinatörü, UNDP ve Yerel Gündem 21
ortağı yerel yönetimlerle yakın işbirliği içerisinde, Program’ın genel koordinasyonundan
sorumludur.
Türkiye’de Yerel Gündem 21 uygulamaları, 1997 yılı sonunda, UNDP’nin desteğiyle
IULA – EMME (Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge
Teşkilatı) koordinatörlüğünde yürütülen “Türkiye’de Yerel Gündem 21’lerin Teşviki
ve Geliştirilmesi Projesi”yle başlamıştır. Proje 1999 yılında tamamlanmıştır.
Proje hakkında ayrıntılı bilgi için;
http://www.la21turkey.net/
Bu projenin başarılı bir şekilde tamamlanmasının ardından Bakanlar Kurulu’nun da
kabul etmesiyle ikinci bir proje olan “Türkiye’de Yerel Gündem 21’lerin Uygulanması
Projesi” ikinci aşama olarak 2000 yılının Ocak ayında hayata geçmiştir.
Uygulama projesi hakkında ayrıntılı bilgi için;
http://www.la21turkey.net/changepage.aspx?
lg=2&pi=1
Uygulama projesi esnasında çeşitli alt projelerin başlatılması ve yeni katılımlarla
proje ortağı olan yerel yönetimlerin sayısının 50’yi aşmasıyla Yerel Gündem 21 Uygulamaları
proje çerçevesinden çıkarılarak, uzun dönemli bir programa dönüştürülmüştür.
Türkiye’de Yerel Gündem 21 Programı’nın üçüncü aşaması birbirini destekleyen bir
dizi projeyi içermektedir.
Türkiye’de Yerel Gündem 21’in üçüncü aşaması için “Türkiye Yerel Gündem 21 Yönetişim
Ağı Yoluyla Birleşmiş Milletlerin Binyıl Bildirgesi Hedefleri ve Joannesburg Uygulama
Planının Yerelleştirilmesi” projesi ana projedir. Bu projeyle merkezi yönetimin
ilgi ve desteğinin arttırılması ve tanıtım eksikliğinin giderilmesi öngörülmekte
ve ilgili küresel hedeflerin yerelleştirilmesinde, dünya ölçeğinde örnek oluşturacak
uygulamalar sergilenmesi hedeflenmektedir. Proje kapsamında ayrıca “Yerel Projeler
Destek Programı” başlatılmıştır.
Proje hakkında ayrıntılı bilgi için;
http://www.la21turkey.net/changepage.aspx?
lg=2&pi=44
Üçüncü aşamanın diğer projesi de Hollanda Hükümeti’nin MATRA (Toplumsal Dönüşüm)
Programı tarafından desteklenen “Şeffaflık için Yerel Ortaklıklar ve İşbirliği Ağı
Oluşturmada Gençlerin ve Kadınların Rolünün Güçlendirilmesi” projesidir. Projeyle,
kadınların ve gençlerin yerel karar alma süreçlerine ve yerel yönetişimin tüm alanlarına
katılımının artırılması hedeflenmiştir.
Proje hakkında ayrıntılı bilgi için; http://www.youthforhab.org.tr/tr/projeler/matra/matra.htm
Dördüncü aşama olarak nitelendirilen “Türkiye’de Yerel Gündem 21 Yönetişim Ağı Kanalıyla
Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin Yerelleştirilmesi” projesiyle
yerel düzeyde Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne en yüksek önceliğin
verilmesinin teşvik edilmesi ve böylece merkezi yönetimin Birleşmiş Milletler Binyıl
Kalkınma Hedefleri konusundaki taahhütlerinin yerelleştirilmesini amaçlamaktadır.
Proje hakkında ayrıntılı bilgi için;
http://www.la21turkey.net/changepage.aspx?
lg=2&pi=46
Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri hakkında ayrıntılı bilgi için;
http://www.undp.org.tr/Gozlem3.aspx?
WebSayfaNo=248
UNDP – TTF (Demokratik Yönetişim Fonu) Programı’nın desteklediği “Türkiye’de Yerel
Demokratik Yönetişimi Teşvik Amacıyla Sürdürülebilir İlişkiler Ağı Kurulması Projesi”
kapsamında mevcut internet sitesi yenilenmiş ve ülke ölçeğinde “Yerel Gündem 21
Yönetişim Ağı” oluşturulmuştur.
Türkiye
Yerel Gündem 21 Yönetişim Ağı Kanalı Değerlendirme Raporu’na ulaşmak için tıklayınız.
Yerel Gündem 21 Programı, Mart 2004 itibariyle aralarında Büyükşehir Belediyeleri’nin
ve İl Özel İdareleri’nin de bulunduğu, farklı coğrafi bölgelere dağılmış 50’nin
üzerinde yerel yönetimin ortaklığıyla sürmektedir.
Johannesburg Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi
2002 yılında Johannesburg kentinde gerçekleştirilen “Dünya
Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi”, 1992 yılında Rio’da gerçekleştirilen
Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda alınan kararların uygulanmasında
ve hedeflere ulaşmada yaşanan zorluklara çözüm getirmek üzere tartışmalar yürütülmüştür.
Johannesburg Zirvesi hazırlıkları, hükümetlerin ve diğer temel grupların sürdürülebilir
kalkınmanın uygulama zorluklarına karşı güçlerini birleştirebilmelerini sağlamak
amacıyla ulusal, alt – bölgesel ve bölgesel ölçekten küresele doğru yapılmıştır.
Johannesburg'da sürdürülebilir kalkınma önünde engel teşkil eden sorunlar tanımlanmış
ve sürdürülebilir kalkınmanın temel öğeleri olan yoksulluğun giderilmesi, sağlık,
eğitim, tarım, suya erişim ve çevrenin korunması gibi öncelikli konularda ileriye
dönük hedeflerle çalışma takvimi belirlenmiştir. Ayrıca, insanlığın zengin ve fakir
olarak derin bir uçurumla ayrılması ve gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki
farkın giderek büyümesinin küresel gönenç, güvenlik ve istikrar için tehdit oluşturduğu
teyit edilmiş; çevresel sorunlar ele alınmış; küreselleşmenin ekonomik etkilerinin
orantısız biçimde dağıldığı kabul edilmiş; bu küresel adaletsizliğin giderilmesi
gereğinin altı çizilmiştir.
Johannesburg Zirvesi’nin en belirgin özelliği, toplumun tüm kesimlerinin gerek hazırlık
sürecinde gerek zirve boyunca aktif katılımının sağlanması konusuna öncelik verilmesidir.
Uluslararası konferanslara yalnız devlet ve hükümet düzeyinde katılım sağlandığında
uygulanan politikaların sonuç vermediğinin gözlemlenmiş olmasından dolayı, geniş
katılım Johannesburg zirvesinde öncelikli tutulmuştur. 20.000’den fazla katılımcı
tarafından izlenen Johannesburg Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nden iki tip
sonuç çıkmıştır. Hükümetlerin taahhütlerde bulunacağı ve eylem planı olarak uygulamaya
koyacağı konular birinci tip çıktılar olarak değerlendirilirken, tüm paydaşların
içinde yer alacağı ortaklık girişimleri, ikinci tip çıktılar olarak tanımlanmıştır.
İkinci tip çıktılar, sorumlulukların sadece hükümetlerce değil, tüm paydaşlar açısından
sahiplenilmesi açısından çok büyük önem taşımaktadır.
Birinci tip çıktılar kapsamında, “Siyasi Bildirge” ve “Dünya Sürdürülebilir Kalkınma
Zirvesi Johannesburg Uygulama Planı” resmi belge olarak kabul edilmiştir. İkinci
tip çıktılar kapsamındaysa, uluslararası kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, kamu
kuruluşları ve özel sektörün dahil olduğu 200’den fazla ortaklık kurulmuştur.
Zirve sonucunda liderlerce kabul edilen gildirgedeyse, sürdürülebilir kalkınmaya
tam bağlılık dile getirilmiş; bu konuda mutabık kalınan taahhütler sıralanmış ve
ortak adımlar atma yolundaki kararlılık tekrarlanmıştır.
Uygulama Planı’nda yer alan bazı temel kararlar şu şekildedir:
- Biyolojik çeşitlilikteki kayıplar 2010 yılına kadar azaltılacaktır.
- Kimyasal ve zehirli atıkların olumsuz etkileri 2020 yılına kadar en aza indirilecektir.
- Zarar gören balık bölgeleri 2015’e kadar – mümkün olduğunca - iyileştirilecektir,
ayrıca denizleri korumak için 2012 yılına kadar bir network sistemi kurulacaktır.
- Dünya Ticaret Örgütü’nün ticaret kuralları, açıkça “Çoktaraflı Çevre Anlaşmaları”nın
yerine geçemeyecektir.
- Kyoto Protokolü’nü onaylayan ülkeler, diğer ülkelere de onaylamaları çağrısında
bulunmalıdır.
- Ormanlar gibi doğal kaynakların kaybedilmesi süreci mümkün olduğunca kısa zamanda
durdurulmalıdır.
- Kullanılabilir temiz su ve sağlık koşullarına sahip olmayan sayısız insanın bu problemi
2015 yılında çözümlenmelidir.
- Ekolojik olarak zararlı desteklemeler (kamu desteklemeleri ve teşvikler) kaldırılmalıdır.
Johannesburg Uygulama Planı’na ulaşmak için tıklayınız.
Johannesburg Türkiye Ulusal Raporu Hazırlık Süreci
Türkiye’de Rio+10’a yönelik ulusal hazırlık sürecinde eşgüdümü Çevre Bakanlığı üstlenmiştir.
Bu süreçte yapılan çalışmalar ve alınan kararlar, zirve için oluşturulan bir koordinasyon
grubu tarafından ortaklaşa yürütülmüştür. “ Grubu”nda Çevre ve Orman, Dışişleri
ve İçişleri bakanlıkları, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve BM Kalkınma
Programı’yla (UNDP) Ulusal Çevre ve Kalkınma Programı (UÇKP) temsil edilmiş, teknik
altyapı desteği de UÇKP tarafından sağlanmıştır. Ulusal öncelikler ve uluslararası
gündem değerlendirilerek, Johannesburg Zirvesi’ne sunulacak olan Ulusal Rapor’un
altı temadan oluşması kararlaştırılmıştır:
- Biyolojik Çeşitliliğin Korunması ve Sürdürülebilir Kalkınma
- İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Kalkınma
- Yönetişim ve Sürdürülebilir Kalkınma
- Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma
- Sürdürülebilir Kalkınmada İş Dünyası ve Sanayi
- Sürdürülebilir Kalkınmada Bilgi ve İletişim
Ulusal Rapor,aşağıda belirtilen kapsam çerçevesinde hazırlanmıştır:
- Ulusal ve uluslararası mevzuat, politika ve programlar temelinde geçmişte yapılmış
ve var olan çalışmaların saptanması ve değerlendirilmesi; varsa, çeşitli politikalar
ve stratejiler arasındaki örtüşmelerin saptanması;
- “En iyi uygulama” ve/ya da “en kötü deneyimler”le birlikte, var olan yasal ve kurumsal
yapıyı da göz önüne alacak biçimde, 1992’den beri elde edilen başarı ve olumsuzlukların
saptanması;
- Son on yılın eğilimlerinin değerlendirilmesini de içerecek biçimde, ilgili tema
sürdürülebilir kalkınma çözümlemesinin yapılması;
- Ele alınan temayla ilgili öncelikli alanların ve finansman gereksiniminin belirlenmesi;
- Sürdürülebilir kalkınma öncelikleri göz önünde bulundurularak, temalar çerçevesinde
yürütülen programların geliştirilmesi için hangi alanlarda değişiklik yapılması
gerektiğinin belirlenmesi, pratik yöntem ve araçları da içerecek biçimde, çerçeve
politika önerilerinin sunulması.
Rio+10 hazırlık sürecinde, Johannesburg Zirvesi’nin önceliklerine uygun olarak,
Türkiye’de kamu ve sivil kurum/kuruluşlarıyla toplumsal gruplar arasındaki diyalog
ve işbirliğinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ilk aşamada, Ulusal Rapor’da
yer alması öngörülen altı temayla ilgili raporların hazırlanması sürecinin eşgüdümü
için, sivil toplum kuruluşları (STK’lar) ve araştırma merkezleri arasından altı
ayrı kuruluş belirlenmiştir:
- Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) - İklim Değişikliği
- Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) - Biyolojik Çeşitliliğin Korunması
- Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği - Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı
(IULA-EMME) – Yönetişim
- Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) - Yoksullukla Mücadele
- Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı - İş Dünyası ve Sanayi
- TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi - Bilgi ve İletişim
Ulusal Raporhazırlıklarında en çok üzerinde durulan nokta, raporun farklı paydaşların
katkısıyla ve en geniş katılımla oluşturulmasıdır. Bunun için hazırlık süreci boyunca
kamu kurumlarıyla yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını bilgilendirmek
amacıyla toplantılar düzenlenmiş, koordinatör kuruluşlarca hazırlanan raporlar çalıştaylarda
tartışılmış, ayrıca internet üzerinde görüş ve katkılara açılmıştır. Bunlara ek
olarak, bir yazışma grubu oluşturulmuş ve daha çok sayıda kişi ve kuruluşu bu sürece
katmaya çalışılmıştır.
Rapor üç aşamada hazırlanmıştır. Öncelikle, her koordinatör kuruluş, konuyla ilgili
kişi, kurum ve kuruluşlarla yapılan görüşmeler doğrultusunda bir tartışma belgesi
hazırlamıştır. Daha sonra her koordinatör kuruluşun hazırladığı belge, her tema
için ayrı ayrı düzenlenen çalıştaylarda tartışılmış, katılımcı bir süreç içerisinde
her temanın “Taslak Rapor”u oluşturulmuştur. Katılımcılara iletilen bu raporlar,
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ve koordinatör kuruluşların internet sitelerinde de
yayımlanarak, gelen yorumlar ve görüşler ışığında olgunlaştırılmıştır. Bu aşamada
her koordinatör kuruluşun hazırladığı yeni Taslak Rapor, Mayıs ayında her tema için
ayrı ayrı düzenlenen ikinci çalıştaylarda tartışmaya açılmış, ayrıca Internet üzerinde
de yayımlanmıştır. Katılımcıların görüş, öneri ve katkıları alındıktan sonra son
biçimini alan altı rapor ve Ulusal Rapor’da yer alacak özetleri yine Çevre
Bakanlığı’nın ve koordinatör kuruluşların internet sitelerinde yayımlanmıştır. Altı
temayla ilgili raporların bir sentezini oluşturan Ulusal Rapor, Temmuz ayında düzenlenen
geniş katılımlı bir toplantıyla son biçimini alacaktır.
Ulusal Rapor’a ek olarak, altı temayla ilgili, Türkiye’de son 10 yıl içerisinde
ortaya çıkan “en iyi uygulamalar” da Johannesburg Zirvesi’nde tanıtılacaktır. Bunun
için hazırlanan kılavuz yaygın bir biçimde dağıtılmış, aday gösterme ve seçim süreçlerinde
koordinatör kuruluşlarla çalıştaylara katılanlar etkin bir rol oynamışlardır.
Sürdürülebilir kalkınma için eğitim nedir? Temelleri nelerdir?
a) Sürdürülebilir kalkınma için eğitim nedir?
Sürdürülebilir kalkınma için eğitim ilk olarak, 1992 yılında Rio Konferansı’nın
ardından Gündem 21 dökümanının 36. bölümünde ele alındı.
Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Konseyi (UNECE) “Sürdürülebilir Kalkınma için
Eğitim Stratejisi Vizyonu” adlı dökümanında sürdürülebilir kalkınma için eğitimi
şu şekilde tanımlanmaktadır: “Sürdürülebilir kalkınma için eğitim, bireylerin, grupların,
toplulukların, kurumların ve ülkelerin, sürdürülebilir kalkınma lehine değerlendirmeler
ve tercihler yapma kapasitelerini geliştirir ve güçlendirir. Bireylerin bakış açısını
değiştirerek dünyamızın daha güvenli, daha sağlıklı ve müreffeh hale gelmesini sağlar
ve insanların yaşam kalitesini artırır. Sürdürülebilir kalkınma için eğitim, yeni
vizyon ve kavramların keşfedilmesi ve yeni yöntem ve araçların geliştirilmesi için
gerekli olan eleştirel düşünce, daha fazla farkındalık ve daha fazla yetkilendirilme
gibi olanaklar sağlayabilir.”
Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Konseyi (UNECE) “Sürdürülebilir Kalkınma için
Eğitim Stratejisi Vizyonu” dökümanına ulaşmak için tıklayınız.
Gündem 21’in 36. bölümünde sürdürülebilir kalkınma için eğitim aşağıdaki şekilde
gündeme gelmiştir;
Bölüm 36: Öğretimin, Kamu Duyarlılığının ve Eğitimin Özendirilmesi
Genel kapsamlı önerilere yer verilen bu bölümde, aşağıdaki program alanları ele
alınmaktadır:
a) Öğretime, sürdürülebilir gelişme doğrultusunda yeniden yön verilmesi.
Bu kapsamda, öğretimin, sürdürülebilir gelişme, çevre ve gelişme – kalkınma konularındaki
insan gücü kapasitesinin geliştirilmesi açısından yaşamsal önemi ve işlevi üzerinde
durulmaktadır.
b) Kamu duyarlılığının arttırılması: Bu kapsamda, sürdürülebilir
gelişmeyle uyumlu davranışları, değer yargılarını ve eylemleri güçlendirecek küresel
eğitimin önemli bir boyutu olarak, genel kamu duyarlılığının arttırılması hedeflenmektedir.
c) Eğitimin özendirilmesi: Bu kapsamda, eğitimin gerekli bilgi
ve beceri eksikliğinin doldurulmasındaki işlevi ve çevre ve gelişme konulardaki
bilinçlenme düzeyinin arttırılmasındaki önemi üzerinde durulmaktadır.
Gündem 21’in 36. bölümünde sürdürülebilir kalkınma için eğitimle ilgili önceliklerden
bahsedilmiştir;
» Birinci öncelik: Temel eğitimin geliştirilmesi ve var olan eğitim
sisteminin yeniden düzenlenmesi
» İkinci öncelik: Toplumun duyarlılığının artırılması
»
Üçüncü öncelik: Eğitimin özendirilmesi
Birinci öncelik: Temel eğitimin geliştirilmesi ve var olan eğitim sisteminin
yeniden düzenlenmesi
Günümüzde geleneksel eğitim sistemleriyle ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik eğitim
arasında farklılıklar bulunmaktadır. Geleneksel eğitim sistemleri belli başlı konularda
bilgi ve beceri edindirmeyi hedeflerken sürdürülebilir kalkınma için eğitim aşağıdaki
bilgi ve becerileri de edindirmenin gerekliliğinden bahsetmektedir. Buna bağlı olarak
sürdürülebilir kalkınma için tanımlanmış olan eğitim sistemi;
» Toplumlara özgü ve toplumlar arası değerleri paylaşan ve öğreten
bir sistem olmalıdır.
» İçeriği toplumla bağlantılı olmalıdır.
» Değerleri ulusal ve uluslararası düzeyde kabul edilmiş olmalıdır.
» Hayatta kalabilme becerileri üzerinde durmalıdır.
“Eğitimin yeniden düzenlenmesi” tanımı, eğitimin her aşamasındaki eğitimci ve yöneticilerin
sürdürülebilir kalkınmaya yönelik eğitim için gerekli olan değişikliklerin anlayabilmesi
açısından oldukça önemli bir kavramdır. Temel eğitim sisteminin yeniden düzenlenmesi
esnasında sürdürülebilir kalkınmanın dayandığı çevresel, ekonomik, kültürel ve sosyal
değerlerin tümü eğitim programına dahil edilmelidir.
Temel eğitimin süresi ve içeriği dünyanın birçok ülkesinde farklılıklar göstermektedir.
Bazı ülkelerde temel eğitimin süresi 12 yılken bazılarında 8 yıldır. Birçok ülkede
temel eğitim, öğrencilerin okuma-yazmayı ve sayı saymayı öğrenmesine öncelik verir.
Bunun yanı sıra öğrencilerin toplumun beklediği belli davranışları öğrenmelerini
ve bazı toplumsal alışkanlıkları kazanmalarını hedefler. (Örneğin, yaşlılara saygılı
davranma, yerlere çöp atmama vb).
Artan okur–yazarlık oranları, ülkeleri sürdürülebilir birer toplum olmalarına yetmemektedir.
Sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak isteyen toplumlar, öncelikle ulusal ve yerel
düzeydeki eğitim hedeflerini ve bu hedeflere ulaşmak için yapılması gerekenleri
tanımlamalıdırlar.
Sürdürülebilir kalkınma için eğitimin prensipleri, öğrencilerin bilgileri analiz
etme, yorumlayabilme, sorunları tanımlayabilme ve çözüm üretebilme gibi becerilere
sahip olmasını hedeflemektedir. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmayı amaçlayan
ülkeler, temel eğitim sistemlerini öğrencilere bu becerileri kazandırabilecek şekilde
yapılandırmalıdır.
Sürdürülebilir kalkınma için eğitim, hem öğretme ve öğrenme süreçlerini hem de öğrencilerin
temel eğitimle kazanacakları bilgi ve becerileri değiştirmeyi hedeflemektedir. Sürdürülebilir
kalkınma için eğitim çerçevesinde yeniden düzenlenmiş bir temel eğitim sistemi öğrencilere
sürdürülebilir bir toplum bilinci kazanmaları için rehberlik etmelidir.
Sürdürebilirlik hedeflerine ulaşmak amacıyla ilk ve orta eğitimin yeniden düzenlenmesi
ihtiyacı uluslararası boyutta önem kazanmış durumdadır. Bunun yanı sıra geleceğin
yöneticilerini ve karar vericilerini yetiştiren üniversitelerin eğitim sistemi de
sürdürülebilir toplum bilincine sahip gençleri yetiştirebilmek için yeniden düzenlenmelidir.
İkinci öncelik: Toplumsal anlayış ve farkındalık
Sürdürülebilirliğe ihtiyaç duyan bir toplumun sürdürülebilirlik hedeflerinin farkında
olması, bilgi ve beceriler bakımından sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırır.
Sürdürülebilir bir dünya için yönetimde demokratikleşme ve vatandaşların bilinçli
bir şekilde devlet yönetimine katılmaları gerekir. Bilinçli bir toplum, devletin
sürdürülebilir kalkınma hedeflerine daha kolay ve çabuk ulaşmasını destekleyecektir.
Üçüncü öncelik: Eğitimin özendirilmesi
Eğitim ve öğretim kavramları da Gündem 21’in 36. bölümünde vurgulanmıştır. Tüm dünyada,
yeterli bilgiye ve çevresel farkındalığa sahip vatandaşlara ve toplumlara, sürdürülebilirlik
planlarını uygulamaları konusunda rehberlik yapabilecek iş gücüne ihtiyaç duyulmaktadır.
Toplumda eğitimin çeşitli programlarla özendirilmesi (mesleki eğitimler, hizmet
içi eğitimler vb.) yetişkin bireylerin de çevresel, kültürel, ekonomik ve sosyal
konularda bilgilenmelerini ve bilinçlenmelerini sağlayacaktır.
Bunun yanında eğitim insanlara bilgi, beceri ve bakış açısı sağlayan bir sosyal
aktarım işlemidir. Eğitimle kazanılan bilgilerin ve bakış açılarının uygulamaya
geçmesinin sağlanması (davranış değişikliği) sürdürülebilir kalkınma için eğitimin
temellerindendir.
b) Sürdürülebilir kalkınma için eğitimin temelleri nelerdir?
Daha önce de belirtildiği üzere sürdürülebilir kalkınma ekonomik, toplumsal ve çevresel
açıdan incelenen üç boyutlu bir yaklaşımdır. Sürdürülebilir kalkınma sürecinde eğitim,
sürdürülebilirlik için bir merkez teşkil etmektedir. Bu bağlamda eğitim ve sürdürülebilirlik
birbirleriyle kaçınılmaz bir biçimde bağlıdırlar.
Sürdürülebilir kalkınma için eğitim, kültürel yaşamla beraber düşünülmelidir. Sürdürülebilir
kalkınma için eğitimi de içeren sürdürülebilir kalkınma programları; yerel çevre,
ekonomik ve sosyal koşullar göz önünde bulundurduğu takdirde amacına ulaşabilir.
Bu nedenle, sürdürülebilir kalkınma için eğitim dünyanın farklı yerlerinde farklı
şekillerde uygulanmalıdır.
Sürdürülebilir kalkınma için eğitim çevre, ekonomi ve toplum temelli bilgiye dayanmaktadır.
Sürdürülebilir kalkınma için eğitim, insanların sürdürülebilir bir şekilde yaşamak
için çaba göstermelerie, demokratik topluma katılımın artmasına ve sürdürülebilir
davranışların desteklenmesi için gereken bilgi, beceri ve toplumsal değerlerin geliştirilmesine
ve bunlar için rehber olunmasına işaret etmektedir.
Sürdürülebilir kalkınma için eğitim yerel ve küresel düzeylerdeki çalışmaları desteklemektedir.
Bu nedenle, sürdürülebilir kalkınmaya yönelik olarak hazırlanmış eğitim programları,
“beş temelli yaklaşımı” (bilgi, beceri, bakış açısı, değerler ve sorunlar) içermelidir.
Bir eğitim programının sadece belirli kısımlarının yeniden düzenlenmesi sürdürülebilir
kalkınma için eğitimin hedeflerine ulaşılmasını sağlayamaz. Sürdürülebilir kalkınma
için eğitimin temellerinin oturtulabilmesi için bu beş temeli içeren bütüncül bir
eğitim programı hazırlanmalıdır.
Beş temeli içeren eğitim programı sürdürülebilir kalkınmanın çevre, ekonomi ve toplum
bileşenleriyle de ilişkilendirilmelidir.
Bu beş temel ve üç bileşen arasındaki bağlantının nasıl kurulabileceğini, günümüzde
hem yerel hem de küresel düzeyde önemli bir sorun olan tatlı su konusu çerçevesinde
aşağıdaki tablodan inceleyebiliriz:
|
|
Çevre
|
Ekonomi
|
Toplum
|
|
Bilgi
|
Su döngüsü
|
Sağlamak ve gereksinim duymak
|
Çatışma
|
|
Sorun
|
Tatlı suyun yönetimi ve korunması, zararlı atıkların yönetilmesi
|
Güçler savaşı
|
Tüketim alışkanlıklarının değişmesi
|
|
Beceri
|
Yönetime sahip olma, verileri analiz etme
|
Sistemin tüm parçalarının maliyetlerini analiz edebilme
|
Değerler hakkında eleştirel düşünebilmek
|
|
Bakış açısı
|
Çağdaş bir şekilde küresel sorunlarla bağlantıları kurmak
|
Yerel ve ulusal sınırların ötesine bakmak
|
Evrensel etik
|
|
Değerler
|
Zarar görmemiş alanların ekolojik değeri
|
Sürdürülebilir geçimin değeri
|
Ekonomik değer, dinsel değer ve toplumsal rekabet değeri
|
Sürdürülebilir kalkınma için eğitim sisteminde öğrenciler su döngüsü konusunu birçok
farklı açıdan incelemektedirler.
Bu bağlamda bilgi olarak öğrencilere su konusuyla ilgili olarak;
- Çevresel açıdan, su döngüsünün içeriği,
- Ekonomik açıdan, tüm toplumların suya gereksinim duyduğunu,
- Toplumsal açıdan, su kaynakları nedeniyle toplumlar arasında çatışmaların yaşanabildiği
bilgileri verilmektedir.
Su döngüsü konusunda öğrencilere;
- Çevresel açıdan, tatlı su kaynaklarının yönetiminin ve korunmasının, tatlı sulara
zarar veren atıkların yönetiminin,
- Ekonomik açıdan, su nedeniyle çıkan güç savaşlarının,
- Toplumsal açıdan, su kaynaklarının azalmasına yol açan tüketim alışkanlıklarının
birer sorun olduğundan söz edilir.
Su döngüsü konusunda öğrencilere;
- Çevresel açıdan, su kaynaklarıyla ilgili sorunlar hakkındaki verileri anlamlı hale
getirebilme ve analiz edebilme,
- Ekonomik açıdan, suyun bir ülke veya kişiler için önemine ekonomik açıdan bakabilme,
- Toplumsal açıdan, su tüketimi ve kullanımıyla ilgili toplumsal değerler hakkında
eleştirel düşünebilme becerileri kazandırılmaya çalışılınır.
Su döngüsü konusunda öğrencilere;
- Çevresel açıdan, suyun küresel anlamdaki önemi hakkında,
- Ekonomik açıdan, suyun küresel ekonomi açısından önemi hakkında,
- Toplumsal açıdan, evrensel anlamda insan olmanın getirdiği su kullanımı alışkanlıkları
hakkında bakış açısı kazandırılmaya çalışılınır.
Su döngüsü hakkında öğrencilere;
- Çevresel açıdan, zarar görmemiş alanların ekolojik değeri hakkında,
- Ekonomik anlamda, sürdürülebilir geçimin ve doğal kaynakların sürdürülebilir bir
şekilde kullanımının önemi hakkında,
- Toplumsal anlamda, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının toplumsal değerlerle
bağlantıları hakkında değer yargıları paylaşılır.
Sürdürülebilir kalkınma için eğitimin temelinde, öğrencilerin herhangi bir dersin
bir konusunu birçok konu ve ilişkiyle birlikte kendi kendilerine öğrenmeleri bunu
bir yaşam tarzı haline getirmeleri felsefesi vardır.
Yeşil Kutu ve sürdürülebilir kalkınma için eğitim
Yeşil Kutu, çevrenin korunması ve sürdürülebilir kalkınmayla ilgili belirli konulara
odaklanmış bir eğitim setidir. Yeşil Kutu; ders planları ve bilgi içeren çalışma
notlarının yer aldığı bir öğretmen el kitabı, animasyonların ve kısa filmlerin yer
aldığı bir DVD, çevre konularında kapsamlı bilgilerin yer aldığı etkileşimli bir
CD ve ikilem oyunlarından oluşmaktadır.
Yeşil Kutu, çevreyle ilgili belirli alanlarda bilgi birikimi yaratmanın ötesinde,
öğrencilere yeni değerler kazandırılması ve okulda, evde, toplumda yeni bir davranış
modeli oluşturulması üzerinde durmaktadır. Bu bağlamda, öğrenciler her şeyden önce
çeşitli etkinliklerin gerçekleştirilmesi, tartışma, rol oynama ve karar alma konularında
öğretmenlerle ortaktır.
Bu özellikleriyle Yeşil Kutu, sürdürülebilir kalkınmaya yönelik eğitim prensiplerinin
beş temel öğesine ve sürdürülebilir kalkınmanın üç temel bileşenine odaklanmaktadır.
Yeşil Kutu eğitim setindeki ders planları, DVD’de yer alan filmler ve CD’deki ek
bilgilerle birlikte takip edilerek öğrencilerin konulara farklı bakış açılarıyla
yaklaşmaları sağlanmıştır.
Yeşil Kutu’da Öğretmen El Kitabı merkezdedir. Ders planlarında DVD’deki filmlere
ve CD’deki ek bilgilere yönlendirmeler yapılmakta ve konuların öğrencilere bilgi,
beceri, sorunlar, bakış açısı ve değerler bakımından çeşitli malzemelerle irdelenerek
aktarılması sağlanabilmektedir.
Yeşil Kutu beş ana başlıktan ve bu ana başlığın altında yer alan 22 ders planından
oluşmaktadır. Bu başlıklar şu şekildedir;
- Çevrenin Ögeleri: hava, su, toprak ve biyolojik çeşitlilik
- Tehditler ve Baskılar: kentleşme, görünmeyen tehditler, atıklar,
kimyasal maddeler
- İnsan Etkinlikleri ve Etkileri: enerji, ulaşım, sanayi, tarım,
ormancılık ve turizm
- Küresel Sorunlar: iklim değişikliği, ozon tabakasındaki incelme,
asit yağmurları, okyanuslar ve denizler
- Değerler: tüketim, sağlık ve çevre, vatandaşlık hakları, gelecekteki
dünyamız
Kaynaklar
UNESCO – UNEP Himayesinde Çevre Eğitiminin Gelişimi ve Türkiye’de Ortaöğretim’de
Çevre Eğitimi / Sevil Ünal – Ebru Dımışkı
Education for Sustainable Development Tool Kit
www.esdtoolkit.org